Çarşamba, Mart 28, 2018

Telefonla Arayan Kimdi?

Gelen-telefon
Telefonumun Titreşimi

Arkadaştan ayrıldıktan sonra başıboş dolandım bir süre sokak aralarında, bir süreden sonra caddeye çıktığımın farkına vardım. Arkadaşın üzüldüğü aklıma geliyordu arada bir. Onunla birlikte üzülmeye devam ediyordum sanki. Her ne kadar onu teselli etmek için “boş ver, acelesi yok” dediysem de yalan söylemiştim kendisine. Ev en acil ihtiyacımdı bu aralar çünkü.
Cadde oldukça kalabalık, insanlar el ele, kol kola dolaşıyorlardı. İçimde bir burukluk hissetmeye başladım yalnızlığımdan dolayı. İçim yapayalnızdı kocaman dünyada bu kadar kalabalık arasında. İlk yıllarda pek anlayamazdım bu yalnızlığımı ama yıllar geçtikçe daha da artmaya başladı içimdeki yalnızlık.
Dünya ıpıssız gelmeye başladı bazen. Kimseye anlatır türden bir duygu değildi bu, yalnızca hissedilebiliyordu. Kelimelerin tarif edebileceği bir şey değildi. O kadar okuduğum roman, hikâye gibi kitapların hiçbirisinde de rastladığım türden değildi. Anlatılamayacağına karar vererek içime gömmüştüm olduğu gibi.
Her ne kadar gömülü olsa da bir şekilde nefes alıp çıkıyordu arada bir gün yüzüne. İlk zamanlarda kadınlarla birlikte olmayı düşünerek yenmeye çalışmıştım bu duyguyu ama yenmek değil tam tersine daha derinlere gömmüşüm aslında, ne zaman bir kadın aklıma düşse hortlayıp çıkıverdiğini çoook sonraları fark etmiştim de kendi kendime söz vermiştim bir daha olmaz diye ama tutabildiğim bir söz değildi.
Şartlar gereği zaman bulamadığım içindi aslına bakılırsa. Aklımda hep Parkinson denilen bir bela vardı, beni her şeyden alıkoyuyor ve uzakta olmanın verdiği sıkıntı da cabasıydı. İşte bu yüzden bir an önce adam gibi bir ev,  doğru dürüst mutfağı ve yatacak bir odası olan yer bile yeterdi bize.
Bir an telefonun titreşimini hissettim cebimde. Hemen açıp baktım aceleyle acaba bir şey mi oldu diye. Birkaç kez aranan bir numara görünüyordu ekranda. Bildiğim bir numara gibi gelmediği için önemsemedim; yine reklamcılardır diye düşünerek salladım tekrar cebime.
Aradan beş dakika geçmedi yine titreşimini hissettim telefonun. Açtım tanıdık bir ses vardı karşımda ve oldukça samimiydi sesi canım, cicimli konuşuyordu. Hafızamı zorladım, birkaç cümlesinden sonra hatırladım.
“Canım ben İstanbul’dan dönüyorum bu akşam. Akşama evde olurum önemli bir aksilik olmazsa, seni de beklerim bu akşam. Hem uzun bir süredir görüşemedik, telefonumu değiştirmiştim ben sana haber veremedim. Anlatırım geldiğinde. Sakın gelmiyorum deme, darılırım vallahi. Öptüm canım. Hoşça kal!”
Hiç beklemediğim bir anda gelen telefonda hiç konuşamadan kapattık telefonu. Bir anda kilitlenmiştim sanki mevcut içinde bulunduğum çıkmazdan bir türlü çıkıp da telefonda tamam gelirim bile diyememiştim o anda. Ben halâ ev derdindeydim, telefonun kapanmasından sonra bile.
Başka bir zamanki görüşmeyi hatırladım o anda. Yine kalabalıkta bir öğle vakti yürüyordum ve sesini duyduğumda tüylerim diken diken olmuş tüm vücudum uyanmıştı adeta. Bir süre oturmak zorunda kalmıştım bankın birisinde onu hayal ederek.

148/
Devam edecek... Dedenin Torunu

Görsel: Google Görseller

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlar:
Hoş geldiniz.
İlginiz için teşekkür ederim.