Cuma, Mart 09, 2018

Konuşulacak Bir Şey Kalmadı

Ziyafet
Fırsatçı Yaklaşım

Artık konuşulacak çok fazla bir şey kalmamıştı bana göre. Dil ucuyla bir kez daha fiyat konusunda düşünmeleri gerektiğini söyledimse de kadın kestirip attı hemen.
Kendi ücretimi kıyaslamak geçti aklımdan bir an. Genellikle şantiyede veya ofiste 18 saat çalışıyordum haftanın altı günü. Arada bir olsa da en azından hafta da bir ortalama 24 saat çalıştığım zamanlar da olurdu hatta bazen gerekli olduğu durumlarda işi yetiştirebilmek için haftanın yedi günü de ortalama yirmişer saat çalıştığım olurdu. 

Kısacası bizim çalışma koşulları çok farklıydı ve işin durumu belirlerdi koşulları. Mutlaka her şey programa göre ilerlemeliydi aksi halde bir yerlerden patlak verirdi, patlak verirdi de hem can yakar hem de çok can sıkar, hem iş yerini etkiler hem de daireyi etkilerdi. Hiç kimse de öyle bir duruma ne düşmek ister ne de yaşamak isterdi.
Rıza gösterse evlendirmek daha kolaydı benim için. Ne o kadar masraf ederim ne de aç kalırdı. Yanında bir arkadaş bir nefes bulması da cabası olurdu. Ben de rahat rahat çalışırdım ama kabul eden kim. Kaç kez üstüne düşmüştüm de her seferinde “hayır.” Demişti, hem de bana kızarak söylemişti.

Baktım kadında hiç esneme yok, bu arada çaylarımız da bitmişti:

“Peki, hanımefendi ve beyefendi, ben düşüneyim bir süre, gerekirse sizi tekrar ararım. Olur, mu?” diyerek gülümsedim. 
Bir an irkildi kadın ve kocasına bakmaya başladı ama geriye adım atmamada kararlı görünüyordu. Anlaşılan bizi tamamen mecbur kabul etmişti. Kendince de sıkı bir pazarlık yapıyordu. Biz ona göre ne derse kabul etmeye zorunluyduk.
Ayrıldık tokalaşarak. Zoraki gülümsemeler sırıtıyordu insanların suratında. Benimki de dâhildi bu duruma. Ayağa kalktık hep beraber ve kadın ile kocası ayrıldılar yanımızdan. Babamla ikimiz bir süre bekledikten sonra babam bana bakarak:
“Oğlum senin kıçın mı kaşınıyor? Ben bakarım kendi kendime. Gider yemeğimi de yerim lokantada, banyomu da yaparım. Elim ayağım tutuyor şükür Allah'a. Elektrik ve suyu da yatırırım. Gel uğraşma bir daha bu gibi işlerle. Şu yurt murt işlerini de unut!”
Bütün kızgınlığını boşaltıvermişti bir nefeste. İstemeden de olsa sinirlerim boşaldı ve kahkahalarla gülmeye başladım. Hemen toparladım kendimi:
“Vay beee! Ağzında dilin varmış senin ya! Senden duyduğum en aklı başında laflar bunlar uzun bir süreden beri. Aferin delikanlı, çok hoşuma gitti bu durumun! Hadi kalk gidelim o zaman keyfimize bakalım kalan zamanda.”
Acıkmaya başlamıştık zaten. Biraz da konuşmaların verdiği stresten olmalı midemizden sesler gelmeye başladı zaman zaman.  Sahile inip kendimize bir öğle yemeği ziyafeti çektik balıkçıda. Bizim delikanlı haftalık yiyeceğini yemişti neredeyse. Ben bile şaşırdım yediklerine. Uzun zamandan beri ilk defa bu kadar iştahla ve bu kadar fazla yemek yediğini düşündüm.  Yemek yerken keyfi de yerine gelmeye başladı. Arada bir şaka yapıp gülüyorduk yemek sırasında. Kadın ve kocasının taklidini yapınca, ağzımda ne varsa boşalttım pıskırmaktan.
Aradan birkaç gün geçince telefon ettim iş yerinde boşluk bulunca: “ iyi günler hanımefendi. Biz babamla tekrar değerlendirdik, durumunu ve bir süre daha böyle idare etmeye karar verdik ve önümüzdeki günlerde yanıma getireceğim. Ev arıyorum şu anda Aydın’da. Bulur bulmaz taşıyacağım. Tekrar teşekkür ederim bizi kırmayıp görüştüğünüz için. Hoşça kalın, beyefendiye de selamlarımı iletin lütfen.” Kapandı telefon “siz bilirsiniz!” diyerek. Bizim için konu kapandı.

133/

Devam edecek... Dedenin Torunu

Görsel: Google Görseller

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlar:
Hoş geldiniz.
İlginiz için teşekkür ederim.