Pazartesi, Nisan 30, 2018

Aç, susuz ve uykusuz geçen üç gün

koltuklar

Üç günlük açlık, susuzluk ve uykusuzluğun ardından

                İçimdekilerin “şangırt” diye yere düşüp parçalandıklarını duyunca irkildim ve kısa sürede kendime gelmem gerektiğini söyledim beynime.Anlamıştım durumunu.

Pazar, Nisan 29, 2018

Korkunun Ecele Faydası Yok

"Korkunun ecele faydası yok"

Korkunun Ecele Faydası Yok

İnsan duygularıyla, hissettikleriyle şekilleniyordu sanki. Ne kadar kötü hissedersen kendini o kadar da kötü olan yaşanmışlıklar seriliyordu ardı ardına, tam tersi de oluyordu. Ne kadar iyiysen, mutluysan her şey tozpembeydi bu yaşamda. İnsan kendini zorlayarak ne iyi edebiliyordu ne de kötü. Kötü hissetmek çok kolaydı belki ama iyi hissetmek oldukça zor görünüyordu sanki. İyi ve iyilikler bu kadar uzaktayken gel de iyi düşün ve iyi olmaya çalış. Dünyayı tersine çevirmeyle aynı şeydi.

Cumartesi, Nisan 28, 2018

Kaza Geliyorum Demez

"Ramak kala"
Yuvarlanmaya Ramak Kala

                Havaların iyice ısınmaya başlaması kanların akışını hızlandırıyor anlaşılan, yerimde durmayı hiç istemiyor durmadan hareket etmek istiyorum. Birkaç dakika daha bile kapalı yerde durmak sıkmaya başladı.
            Belki çalışırım, fırsatım olduğunda diye düşünerek bilgisayarı aldım yanıma notlarımla birlikte. Ne de olsa akşamları çok zamanım olurdu babam erken yattığı için diye düşünüyordum.

Cuma, Nisan 27, 2018

Çarşamba, Nisan 25, 2018

Anlamsız

"Keçileri saldım çayıra"

Anlamsız

“Kendine yabancı”
Derlerdi de
Anlamazdım
O zamanlar,

Pazartesi, Nisan 23, 2018

Cumartesi, Nisan 21, 2018

Direksiyona Geçerken

"Can burnumun ucunda olur daima"
Can Burnumun Ucunda

                Şantiyeden ayrıldım kısa süre sonra. Kafam biraz rahatlamıştı, az da olsa gülmek çok işe yaramıştı. Kendimi daha rahat hissederek yola çıktım. Zamanın oldukça önemli bir kısmını harcamıştım.
            Yolda giderken daha dikkatli olmaya çalışıyordum, trafik oldukça yoğunlaşmış. Tatili –hafta sonu- sahil kenarlarında değerlendirmek isteyenler yakın çevrelerden akın etmişti sanki. Genellikle bahar ve yaz aylarında kalabalık olduğunu görmüştüm her zaman.

Cuma, Nisan 20, 2018

Taş yağacak başımıza

"İşlenik demirler"

Oğlum, İşi bilicen, işe gitmeyecen

            “Allah seni inandırsın, hanım bile şaşırdı da melül melül bana baktı durdu, ne yapıyor bu mutfağın yolunu bile bilmeyen adam diye. Bir süre işini gücünü bırakıp beni seyrettiğini gördüğümde en son, gülücükleri ağzını ayırmıştı iyice. Vallahi gözlerinden korktum, fırlayıp çıkacaklar yuvalarından diye. 
           Bıraktım olduğu gibi, sonra da oturdum. Daha oturur oturmaz da kahveye başladı bir şey demeden ve dank diye koydu önüme, hiçbir şey demeden. Anlayamadım ben de durumu.”

Perşembe, Nisan 19, 2018

Usta'ya Bakın Siz

"Bizim Usta"
Yükü hafifleyen Usta’nın Yaptıkları

                Çay kahve faslında bana takılmalar başladı tek tük ama çok fazla üstüme gelemiyordu kimse. Aynaya bakmak istedim önce suratımın nasıl göründüğünü merak ettiğimden dolayı. Suratım çok sert olmalı bu kadar çok etkilendiğine göre millet.  Arada bir gülümsemeye zorluyordum kendimi ama kendim bile inanmıyordum gülümsediğime, kaslar çok gergindi, kendim bile fark edebiliyordum her birini teker teker. Birisi tutup geriye asılıyordu sanki.
            Öğle vakti geçmek üzereydi artık, ne kalmıştı şunun şurasında eve gitmek için. Baktım olmuyor, dayanamıyorum sıkıntıya, birkaç saat kadar da erken çıkardım yola. İşlerim pek sıkışık değildi bu aralar. İyi bir fikir gibi geldi bana bu düşündüğüm ve biraz da olsa rahatlattı beni.

Çarşamba, Nisan 18, 2018

Değişen Halim

"Kimim ben?"
Değişik Biriydim Bu Gün

                Hafta sonunun gelmesi hem de korkutuyordu beni. Eve vardığımda ne ile karşılaşacağımı kestirememek oldukça tedirgin edici bir durumdu. Arada bir kendimi teselli etmeye kalksam da önüne geçemediğim bir duyguydu bu durum ve tüm enerjimi alıp götürüyordu üstüme çullandığı zaman.
            Arada kendimi ölçüp biçiyordum, acaba rahatsız mıyım diye ama rahatsızlık derecesinde olan bu korkumun altında yatan karşılaştığım durumlardı bir arada olduğumuz süre içinde. Korkumun kaynağını biliyordum ama çözümüyse bende değildi.

Salı, Nisan 17, 2018

Soran olursa

"Bana Ne denilmiyor"

Bana Ne!

Soran olursa diye,
“ne yaptın bu güne kadar?”
Cevap hazırladım
Aklımda;

Pazartesi, Nisan 16, 2018

Hedef

"Hedef göründü"

Kaybolan Hedef

Tamam,
 Ulaştım
Demişken

Hedefe;

Kafamın İçindeki Kör Kazık

"Ne olacak?"

Kafamın İçindeki Kör Kazık

“Ne olacak?”
Sorusu
Kör kazık gibi
Çakılıp kalıyor
Çok zaman;
Kafamın içine;
Cevaplayamadığım tek soru
Bu
Son zamanlarda,

Pazar, Nisan 15, 2018

Kır Zincirleri bakla bakla

"Kır Zincirleri"

Zırvalıklar!

Bir gün olur da eğer
Başımın üstündeki bulutlar
Dağılır,

Cumartesi, Nisan 14, 2018

Cuma, Nisan 13, 2018

Hayda Yavrum Hayda!

"Yoğurt"

Yiğitlerin Yoğurt Yiyişleri

Vücut su istiyor
Çorak topraklar gibi,
Çatlamış;

Pazartesi, Nisan 09, 2018

Uyarı! Dokunmayın Yanarsınız!

"Emeklinin Karısı"
Dikkat, Emeklidir!

Şöyle, bir çay demlesem mi,
Gecenin üçünde?
Canım çekti de!

Pazar, Nisan 08, 2018

Sanık ve Tanık Aynı Olursa

Karar
Sanık ve Tanık

İhbar eder kendini
Adam,
Savcılığa;
“Suçum ağır,
Dayanamıyorum artık
Vicdanıma;
Razıyım idama.”

Cuma, Nisan 06, 2018

Perşembe, Nisan 05, 2018

300 Yıl Öncelerinden Gelen Sesler!

"Eskilerden gelen sesler"
Montaigne ve Denemeler

                Akşam çabuk mu oldu, neydi sanki ya da çok geç mi olmuştu yoksa akıl erdiremiyordum bir türlü. Yastığa başımı koyduğumda günü düşündüm sürekli. 

         Demek ki bilinçaltıydı bu, fışkırdılar adeta birer baloncuk gibi dışarıya.

Çarşamba, Nisan 04, 2018

Delikanlıyı Şaşırtan Soru

Takim

Soru ve Cevap

                “Delikanlı, diyelim ki sen yetmiş yaşındasın ve on bir tane çocuğun olmasını çok istiyorsun ve mutlaka yapmak istiyorsun. Ne yaparsın?” ciddi ciddi baktı delikanlının gözlerine. Ne olduğunu tam anlayamadı sorunun.
                “bir daha tekrarlar mısın sevgili amcacığım, şu sorunu?”
Tekrarladı, ama gülümseyerek yaptı bu sefer. Delikanlı ayağa dikildi çömeldiği yerden, etrafına bakındı önce, yutkundu. Ters cevap verse olmazdı, ne esnaflığa ne de delikanlılığa yakışırdı.

Salı, Nisan 03, 2018

Aşkım, Kaç Çocuk İstersin?

"Çay"

                Aklından geçenlere kendisi de gülmeye başladı kıs kıs: arkadaşlarıyla birlikte felsefe, edebiyat, siyaset sohbetleri yaptıkları zamanlardı, gençlik zamanlarıydı: “ne günlerdi o günler, ah dönebilsem yine…” diye hayıflandı çayı tutmak için elini uzatırken. Çayı uzatan garsonun da gülümsemesi dikkatini çekmişti de aklından geçenlerin okunduğunu düşündü.
                Hani o futbol takımı kurmayı hayal ettiği zamanlar vardı bir de.  Sağ ayağını uzattı öne doğru. Kız arkadaşına dediklerini düşününce utandı biraz; “nasıl cesaret edebildin oğlum sen bunları o sıska, kara kuru kıza söylemeye?” hakikaten malmışsın be yavrum diye geçirdi sonra. Çayını karıştırdı acelesi varmış gibi.
                “Afferin kıza be arkadaş, hiç de korkmadan ‘neden olmasın, çok severim çocukları’” demişti de gülümsemişti utangaç utangaç.”  Biraz ileride oturan adam bakmaya başlayınca sesli düşünmeyi bırakıp sessiz düşünmeye başladı. Her şey –o an- gözlerinin önünde o zamanki kadar canlıydı.

Pazartesi, Nisan 02, 2018

Bu Gidiş Allende Gidişi!

"Sırıtan köpek"
Çömelmiş, Sırıtan Köpek

                Arabesk zamanlarını düşündü yol boyunca yürürken. Dalgınlığı, iş açmak üzereyken başına başkaları fark edip: “deli mi ne?” diyerek çark ediyordu bazen. “iyi ki telefonla ilgilenenlere denk gelmiyorum, yoksa koçlar gibi toslayacağız kafa kafaya…” diye mırıldanınca gülümsemek geldi içinden.

Pazar, Nisan 01, 2018

Babalar Korkar mı?

"Babalay koykmaz ki"

“Babalay Koykmaz ki!”

                “Babalay koykmaz ki, sen baba değil misin?...” cümlesi takılıp kaldı kulaklarında, uğuldayıp durdu; bazen arı kovanı gibi uğulduyordu kulakları da arılar sarmış gibi etrafını, kollarının arasına aldığı oluyordu başını, korumak için. Elleriyle arıları kovmaya çalışıyordu.
                “sahi! Yaramaz çocuk nasıl da düşünebildi, “ben baba değil miyim?..”  “Babalay koykmazmış!..”  “ben korktum oysa!..” “demek ki iyi baba olamam.” Vitrine baktı, gözlerinin içine. Vitrinin arkasında duran adam da kendisine bakıyordu acıyarak. Gözleri matlaşmış, hiçbir şey ifade etmiyordu. “ne diyorsun tanıdık?” diye sordu ona el sallayarak. Başını sallamakla yetindi sadece. Dudakları kıpırdamadı hiç. Bir süre bakışmaya devam ettiler hiç konuşmadan.
                “evet, bir çocuğum var benim de ama çoook uzakta, ulaşamıyoruz birbirimize…” gözlerinden bir damla yaş süzüldü, ha düştü ha düşecek yere; ellerinin tersiyle sildi düşmemesi için. Gerisi gelemedi yaşların. Birden musluk kapanıverdi. “ben nasıl babayım? Korkak baba!..