Cumartesi, Mart 10, 2018

Size Uygun Ev Bulduk Abi

İki odadan ibaret müştemilattan bozma ev

                Telefon etti not bıraktığım bir emlakçi, öğle vaktiydi ve şehir dışında şantiyedeydim. “Abi size uygun bir ev bulduk, eşyalı hem de.” Deyince çok heyecanlandım. “Şu an şehir dışındayım, akşama döner dönmez arayacağım sizi, hemen görmek istiyorum. Teşekkür ederim.”
                Ayaklarım yere basmıyor oldu sanki uçuyordum havalarda. Şantiyede işler oldukça yoğundu, bir an koptum sanki şantiyeden. Bir an önce yola çıkabilmenin çarelerini aradım. Nihayetinde akşam olmak üzereydi kısmen de olsa işleri yoluna koyduk ve yemeği beklemeden ayrıldım şantiyeden.

                Şantiyeden çıkarken telefon ettim emlakçıya. “Tamam abi, bekliyorum.” Demesi daha da sevindirdi beni. Biraz da olsa gaza dokunuyordum arada bir yolun uygun ve tenha olan yerlerinde. Buluştuk emlakçı delikanlıyla, benim arabayla gittik eve.
                Ev bir apartmanın bahçesindeki müştemilatın düzenlenmesinden oluşturulmuş aslında. Sadece iki oda şeklinde ve odadan odaya geçiliyor. Odanın birisi mutfak olarak kullanılıyor diğeri yatak odası olarak. Tuvaleti dışarıda, bahçede ve derme çatma.
                Vardığımızda iki kız öğrenci vardı, mezun olmuşlar ve boşaltmalarına bir hafta kadar varmış. İki kız altlı üstlü bir ranzada yatıyorlar. Öğrencilik işte dedim içimden.  Bütün eşyalar eve aitmiş. Kızlar giyecek özel eşyalarını alıp çıkacaklar.
                Ortalık beton, betonların çoğu yeri kazılmış üzerinde naylon muşamba örtülüydü. Kızlar merakla bana bakıyorlardı “bu mezbelelikte ne işiniz var?” der gibilerdi her ikisi de. Ben de onlara baktım gülümseyerek, çaresizliğimi anlatabilmem mümkün değil demek istiyordum aslında bakışlarımla.  Öğrencilik anılarım canlandı gözlerimin önünde.
                Parasızlıktan ekmek alamadığımız günleri, ekmek 100 kuruştu ve bizde 25 kuruş vardı, kendim utandığım için yeğeni gönderdim bakkala eline 25 kuruşu verdim çeyrek ekmek al gel diye. Dam “ekmeği bölemem, çeyrek satmıyorum” demiş, umutsuzluk ve çaresizlik içinde özlerinde yaşlar doluydu bana söylerken. Sonrasında tek odanın içinde ne kadar köşe bucak varsa tüm eşyaları da karıştırmaya başladık ekmek kırıntısı aramak için. Bulduk da, yumruk kadar ekmek ama taştı, bildiğiniz taş olmuştu; kim bilir ne zaman düşmüş veya bırakılmıştı. Suda ıslayıp yumuşattık bir kısmını kalanını da tarhana çorbası yapıp içine attık.
                “Abi gidelim mi?” demesiyle delikanlının, irkildiğimi hissettim. Aslında istediğim bir yer değildi ama çaresiz hissediyordum kendimi. Geçici bir süre de olsa kalır, babamı getiririm ve daha iyi bir yer bulduğumda çıkarım diye geçiyordu içimden. “Gidelim” dedim pürüzlü bir sesle. Kızlara teşekkür ederek ayrıldık oradan.


134/

Devam edecek... Dedenin Torunu

Görsel: Google Görseller

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlar:
Hoş geldiniz.
İlginiz için teşekkür ederim.