![]() |
"Yalnızlıkta duvarlar üstüme üstüme geliyorlar." |
Birkaç
ay geçti böylece, neredeyse ilaç almama durumuna inanmaya başladım ben de. Her
şey yolunda gidiyor bu aralar. Ben de tekrar iş aramaya başladım kendime. Yakınlarda bir iş olsun istiyordum; acil bir durumda birkaç saatlik yoldan
yanına gelebileyim diye düşünüyordum.
Yalnızlığın zor olmasını anlayabiliyordum
ancak gelecek günler için elimizde üç beş kuruş paramız olması iyi olacaktı.
Kötü günler gelebilirdi ileriki zamanlar içinde.
Yalnızlığın zor olmasını anlayabiliyordum
ancak gelecek günler için elimizde üç beş kuruş paramız olması iyi olacaktı.
Kötü günler gelebilirdi ileriki zamanlar içinde.
Küçük
de olsa başımızı sokacak bir evin hayalini kuruyordum kendimce. Kirada nereye
kadar giderdi durumumuz. Birilerinin iki dudağı arasında yaşamak zor işti bana
göre. Ne de olsa rahat edemiyordum kiracılıkta.
Hep
hayalini kurmuşumdur küçücük bir kütüphanenin, çocukluğumdan beri. Kitaplarım gözümün
önünde dursunlar, bana baksınlar sürekli masum masum gülümseyen gözleriyle.
Arada bir fırlayıp dizildikleri yerden biri geçsin karşıma yalnızlığıma arkadaş
olsun; dertleşmeye geldim seninle desin. Dertleşelim, çocukluğumu anlatsınlar
bana, gençliğimi nasıl yaşlandığımı…
Çok
şeyden kaçtım ama hiç kitaplardan kaçmak geçmedi aklımın ucundan, ne bileyim
belki de doğrucu oldukları, göründükleri gibi oldukları için midir yoksa nabza
göre şerbet verdikleri için mi? Onların yanında hep rahat hissettim kendimi.
Kendimden kaçtığımda bile hep onlara sığındığımı fark ettim son yıllarda.
Kaçışım onlara doğru olduğunu anlayınca tedirginlik yaşadım kısa bir süre. Ya
yalan söylüyorlarsa! Kanmışsam onların gerçekliğine, gerçeklerine.
İş konusu açıldığında tedirginlik yaşadığını fark ettim “İşe gitmem seni tedirgin ediyor mu?”
“Duvarlar üstüme üstüme geliyorlar gibi oluyor; hele karanlık basınca inim inim inliyor evin içi, çınlayıp duruyor.” Dediğinde kendimi kötü hissettim.
Bir an dediklerini ve seçtiği kelimeleri düşününce hiç
aklıma gelmediğini fark ettim böyle bir şey düşüneceği ve hissedeceğini.
Anladım ki;
birlikteyken hiç olmazsa yalnızlık duygusu ortadan kalkıyormuş kendini daha
rahat hissediyormuş. Öyle pek sık sohbet edip hal yol olmasak da arada bir takılmam,
şaka yapmam onun için çok önemliymiş anlaşılan.
Güzel bir öğle
vaktinde yemeğimizi yedikten sonra çıktığımız parkta enine boyuna konuşmak
istedim kendisiyle işe gitmeyi, çalışmak zorunda olduğumu. Hiç olmazsa başımızı
sokacak bir ev alabilelim her hangi bir yerden.
Artık yerleşecek yerin önemi
kalmadı, nerede akşam orada sabah bizim için nasılsa. Neredeyse dış dünyayla
ilgimiz alakamız kesildi gibi bir şey; yalnızca havasını suyunu, güneşini
kullanıyoruz dünyanın.
Hani denir ya;
“ne oldum dememeli, ne olacağım demeli” aynen öyle oldu bizim durum da işte.
Daha dün neydik, bu günse ne haldeyiz. Bir anda gökdelenin tepesinden düştük
yere ama ölemedik yaşıyoruz gibi bir şey. Çok ağır bir sarsıntı bizim
yaşadığımız. Varlıktan yokluğa, çokluktan hiçliğe giden yolların tamamı bize
doğru çıkıyor daima. Her sokağın sonu çıkmaz. Nereye kadar bu yol şimdilik
bilinmez durumda. Biz de inatla yürümeye devam ediyoruz işte kör topal adına
yürümek denirse tabii ki.
Bu günlere
gelişimiz bile mucize gibi bir şey ve kimse inanamıyor da zaten bilip
tanıyanlardan. Hoş! Ben de kaçıyorum ya zaten bilen tanıyanlardan. Kimseye dert
anlatamam, kimsenin de nazını çekecek halim yok şimdilik; biraz toparlanıp
kendime geldiğimde tekrar çıkarım inimden ve meraklılar da merakını gidermiş
olur böylece. Kimseye kırgınlığım yok kendime kırgınım sadece.
116/
Devam edecek...
Dedenin Torunu
Görsel: Google Görseller
Merhaba, yazınız için teşekkürler. Bloggerların buluşma ve sosyal paylaşım noktasına sizi de bekleriz. İyi çalışmalar
YanıtlaSilBlog World,
Silteşekkür ederim. Görüşmek dileklerimle hoşça kalın.