Pazar, Nisan 01, 2018

Babalar Korkar mı?

"Babalay koykmaz ki"

“Babalay Koykmaz ki!”

                “Babalay koykmaz ki, sen baba değil misin?...” cümlesi takılıp kaldı kulaklarında, uğuldayıp durdu; bazen arı kovanı gibi uğulduyordu kulakları da arılar sarmış gibi etrafını, kollarının arasına aldığı oluyordu başını, korumak için. Elleriyle arıları kovmaya çalışıyordu.
                “sahi! Yaramaz çocuk nasıl da düşünebildi, “ben baba değil miyim?..”  “Babalay koykmazmış!..”  “ben korktum oysa!..” “demek ki iyi baba olamam.” Vitrine baktı, gözlerinin içine. Vitrinin arkasında duran adam da kendisine bakıyordu acıyarak. Gözleri matlaşmış, hiçbir şey ifade etmiyordu. “ne diyorsun tanıdık?” diye sordu ona el sallayarak. Başını sallamakla yetindi sadece. Dudakları kıpırdamadı hiç. Bir süre bakışmaya devam ettiler hiç konuşmadan.
                “evet, bir çocuğum var benim de ama çoook uzakta, ulaşamıyoruz birbirimize…” gözlerinden bir damla yaş süzüldü, ha düştü ha düşecek yere; ellerinin tersiyle sildi düşmemesi için. Gerisi gelemedi yaşların. Birden musluk kapanıverdi. “ben nasıl babayım? Korkak baba!..
                “şu an elinden tutup şurada birlikte vitrine bakabiliyor olsaydım birlikte, ellerimizde dondurma külahı birlikte yürüyüp, şakalar yapsaydık birbirimize. O yaramaz çocuğa gösterebilseydim işte bak, bu benim oğlum diyebilseydim…”
                Rüyadan uyanmış gibiydi fren cayırtısıyla ve arkasından “güüüüm güüüm” diye çarpışan arabaların sesinden irkilmişti de bir ayağı dizinden bükülüp depara kalkmaya hazırlandığında. Neyse ki fark edebildi caddedeki araba kazasını da koşturmaktan vazgeçirdi ayaklarını.
                Bir anda anacık babacık yeri oluverdi cadde. Her iki yön de trafiğe kapandı bir anda kalabalık akın ediveresiye. Zincirlemeydi kaza. Bağıranlar ve feryat edenler vardı ortalıkta. Ne olup bittiğini anlamak istercesine kalabalığı yırtarak ilerlemeye çalıştı. Gördükleri kâbus gibiydi. Gözlerini ovuşturdu birden. Gözleri acımıştı, sertçe yapmıştı anlaşılan.
                Polisler geliverdi o anda, diğer şeriti boşalttılar, trafik devam etti o şeritte. Zincirleme kazanın olduğu şerit hıncahınç dolmuştu arabayla ve insanlarla. Ambulans bağıra bağıra yol almaya çalışıyordu çaresizce.  Ambulanstaki görevliler koşturarak geldiler diğer şeritten. Boşalttılar kuru kalabalığı kaza yapan arabaların başından.
                Epeyce bir uğraşmadan sonra tüm yaralıları sedyelere atıp ambulanslara yetiştirdiler. Ambulansların bir kaçı bağırarak gidiyor bağırarak da gelen ambulanslar oluyordu aynı anda. Kim bilir kaçı kurtulamayacak hain yazgısına teslim olacaktı.
                Kalabalığın arasından çıkıp uzaklaşmak istedi bir anda. İçindeki sıkıntılar artmıştı yine. Bir an önce uzaklaşmalıydı o ortamdan. Daha sakin bir yer bulmalıydı kendine. Hızlı adımlarla ellerini kollarını sallayarak uzaklaştı bazen koşarcasına bazen de aheste aheste yürüyerek.

152/
Devam edecek... Dedenin Torunu

Görsel: Google Görseller

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Yorumlar:
Hoş geldiniz.
İlginiz için teşekkür ederim.