 |
"Babalay koykmaz ki" |
“Babalay Koykmaz ki!”
“Babalay
koykmaz ki, sen baba değil misin?...” cümlesi takılıp kaldı kulaklarında, uğuldayıp
durdu; bazen arı kovanı gibi uğulduyordu kulakları da arılar sarmış gibi
etrafını, kollarının arasına aldığı oluyordu başını, korumak için. Elleriyle
arıları kovmaya çalışıyordu.
“sahi!
Yaramaz çocuk nasıl da düşünebildi, “ben baba değil miyim?..” “Babalay koykmazmış!..” “ben korktum oysa!..” “demek ki iyi baba
olamam.” Vitrine baktı, gözlerinin içine. Vitrinin arkasında duran adam da
kendisine bakıyordu acıyarak. Gözleri matlaşmış, hiçbir şey ifade etmiyordu.
“ne diyorsun tanıdık?” diye sordu ona el sallayarak. Başını sallamakla yetindi
sadece. Dudakları kıpırdamadı hiç. Bir süre bakışmaya devam ettiler hiç
konuşmadan.
“evet,
bir çocuğum var benim de ama çoook uzakta, ulaşamıyoruz birbirimize…”
gözlerinden bir damla yaş süzüldü, ha düştü ha düşecek yere; ellerinin tersiyle
sildi düşmemesi için. Gerisi gelemedi yaşların. Birden musluk kapanıverdi. “ben
nasıl babayım? Korkak baba!..”