Perşembe, Nisan 05, 2018

300 Yıl Öncelerinden Gelen Sesler!

"Eskilerden gelen sesler"
Montaigne ve Denemeler

                Akşam çabuk mu oldu, neydi sanki ya da çok geç mi olmuştu yoksa akıl erdiremiyordum bir türlü. Yastığa başımı koyduğumda günü düşündüm sürekli. 

         Demek ki bilinçaltıydı bu, fışkırdılar adeta birer baloncuk gibi dışarıya.

Çarşamba, Nisan 04, 2018

Delikanlıyı Şaşırtan Soru

Takim

Soru ve Cevap

                “Delikanlı, diyelim ki sen yetmiş yaşındasın ve on bir tane çocuğun olmasını çok istiyorsun ve mutlaka yapmak istiyorsun. Ne yaparsın?” ciddi ciddi baktı delikanlının gözlerine. Ne olduğunu tam anlayamadı sorunun.
                “bir daha tekrarlar mısın sevgili amcacığım, şu sorunu?”
Tekrarladı, ama gülümseyerek yaptı bu sefer. Delikanlı ayağa dikildi çömeldiği yerden, etrafına bakındı önce, yutkundu. Ters cevap verse olmazdı, ne esnaflığa ne de delikanlılığa yakışırdı.

Salı, Nisan 03, 2018

Aşkım, Kaç Çocuk İstersin?

"Çay"

                Aklından geçenlere kendisi de gülmeye başladı kıs kıs: arkadaşlarıyla birlikte felsefe, edebiyat, siyaset sohbetleri yaptıkları zamanlardı, gençlik zamanlarıydı: “ne günlerdi o günler, ah dönebilsem yine…” diye hayıflandı çayı tutmak için elini uzatırken. Çayı uzatan garsonun da gülümsemesi dikkatini çekmişti de aklından geçenlerin okunduğunu düşündü.
                Hani o futbol takımı kurmayı hayal ettiği zamanlar vardı bir de.  Sağ ayağını uzattı öne doğru. Kız arkadaşına dediklerini düşününce utandı biraz; “nasıl cesaret edebildin oğlum sen bunları o sıska, kara kuru kıza söylemeye?” hakikaten malmışsın be yavrum diye geçirdi sonra. Çayını karıştırdı acelesi varmış gibi.
                “Afferin kıza be arkadaş, hiç de korkmadan ‘neden olmasın, çok severim çocukları’” demişti de gülümsemişti utangaç utangaç.”  Biraz ileride oturan adam bakmaya başlayınca sesli düşünmeyi bırakıp sessiz düşünmeye başladı. Her şey –o an- gözlerinin önünde o zamanki kadar canlıydı.

Pazartesi, Nisan 02, 2018

Bu Gidiş Allende Gidişi!

"Sırıtan köpek"
Çömelmiş, Sırıtan Köpek

                Arabesk zamanlarını düşündü yol boyunca yürürken. Dalgınlığı, iş açmak üzereyken başına başkaları fark edip: “deli mi ne?” diyerek çark ediyordu bazen. “iyi ki telefonla ilgilenenlere denk gelmiyorum, yoksa koçlar gibi toslayacağız kafa kafaya…” diye mırıldanınca gülümsemek geldi içinden.

Pazar, Nisan 01, 2018

Babalar Korkar mı?

"Babalay koykmaz ki"

“Babalay Koykmaz ki!”

                “Babalay koykmaz ki, sen baba değil misin?...” cümlesi takılıp kaldı kulaklarında, uğuldayıp durdu; bazen arı kovanı gibi uğulduyordu kulakları da arılar sarmış gibi etrafını, kollarının arasına aldığı oluyordu başını, korumak için. Elleriyle arıları kovmaya çalışıyordu.
                “sahi! Yaramaz çocuk nasıl da düşünebildi, “ben baba değil miyim?..”  “Babalay koykmazmış!..”  “ben korktum oysa!..” “demek ki iyi baba olamam.” Vitrine baktı, gözlerinin içine. Vitrinin arkasında duran adam da kendisine bakıyordu acıyarak. Gözleri matlaşmış, hiçbir şey ifade etmiyordu. “ne diyorsun tanıdık?” diye sordu ona el sallayarak. Başını sallamakla yetindi sadece. Dudakları kıpırdamadı hiç. Bir süre bakışmaya devam ettiler hiç konuşmadan.
                “evet, bir çocuğum var benim de ama çoook uzakta, ulaşamıyoruz birbirimize…” gözlerinden bir damla yaş süzüldü, ha düştü ha düşecek yere; ellerinin tersiyle sildi düşmemesi için. Gerisi gelemedi yaşların. Birden musluk kapanıverdi. “ben nasıl babayım? Korkak baba!..”